Doğal Antibiyotik Listesi

Şifalı bitkilerden oluşan doğal antibiyotikler listesi :

Grip ve soğuk algınlığı rahatsızlıklarının sıklıkla ortaya çıktığı mevsimlerde ilaç ve antibiyotik almak yerine, tabiatın size sunduğu mucizelerden yararlanabilirsiniz.
Bazı bitkiler içerikdikleri hammaddeler itibari ile halk arasında doğal antibiyotikler olarak anılırlar.
Bu şifalı bitkiler vücudun direncini arttırarak ve dolayısıyla savunma mekanizmasını kuvvetlendirerek hastalıklara karşı vücudumuzda bir kalkan işlevi oluştururlar.

Sarımsak: Sarımsak doğal antibiyotikler listesinin en başında gelir. Yüzyıllardır ilaç olarak kullanılmaktadır. Sarımsağın içinde A,B,C vitaminlerini bulunur.
Sarımsağın içerdiği ettiği yağ olan ‘Oleum allicine’, 1944 senesinde J. Cavallit ve J. Bailey adlı iki bilimadamı tarafından keşfedilmiştir. Bu yağın 1 miligramı, 15 OE penisilinin aktivitesine eşit değerdedir.  Salgın hastalıklara karşı sarımsak bir koruma oluşturur. Enfeksiyonlara karşı vücudu savunur.

Soğan:Soğan da vücudun direncini arttırarak savunma mekanizmasını güçlendirir ve enfeksiyonlara karşı savunur. Soğuk algınlığı ve grip gibi bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklara iyi gelir.

Adaçayı: Adaçayının grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarda koruyucu etkisi bilinen bir gerçektir. Adaçayı vücudu zinde tutar, güçlendirir. Bademcik iltihabı, öksürük sempomlarına iyi gelir. Fakat sürekli ve fazla kullanımından kaçınılmalıdır. Hamilelerin kullanmasında sakıncalalar olduğu söylenmektedir. (düşük yapma tehlikesi nedeniyle).

Zencefil:Basit gribal enfeksiyonlardan kanser tedavilerine kadar pek çok alanlarda kullanılan zencefil de doğal bir antibiyotik olarak kabul edilmektedir. Öksürüğe iyi gelir, balgam söktürür.

Ekinezya: Ekinezya çayı tam bir kış çayıdır. Soğuk havalarda içilen ekinezya çayı soğuk algınlığı ve grip gibi hatalıklara iyi gelir.

Kekik ve Nane : Hem tazesi hem kurusu baharat olarak kullanılan kekik ve nane de tabii ecza dolaplarının vazgeçilmezlerindendir. Soğuk algınlığı gibi hastalıklarda içinlen kekik çayı ya da nane-limon ikilisi soğuk algınlığına birebirdir (Nane ve kekiğin faydaları). Ancak kullanılırken doğru kullanılmalıdır. Kekik kaynatılmaz, sıcak su kekiğin üzerine dökülür ve 5-10 dk bekletildikten sonra içilir. Önemli not: Kekik hamilelikte kullanılmamalıdır.

Ekinezya çayı faydaları

Ekinezya faydaları
Ekinezya çayı faydaları
Ekinezya çayı yararları
Domuz gribi için Ekinezya çayı

Ekinezya (Koni Çiçeği) (Echinacea purpurea), soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon, zayıf bağışıklık sistemi ve kanserden korunma gibi durumlarda dünyanın en önemli şifalı bitkilerinden olup; kuru toprak ve ovalar ile seyrek ormanlık arazilerde doğal olarak yetişen çok yıllık bir bitkidir. Uygar dünya bu bitkinin iyileştirici özelliklerini Kuzey Amerika yerli halkından (Kızılderililer) öğrenmiştir. Onlar bitkinin kökünü ve yapraklarını her tür yaranın tedavisinde, enfeksiyon ve iltihaplanmalarda, zehirli böcek ve yılan sokmasına, boğaz ve diş ağrısına, kabakulak, çiçek hastalığı ve kızamığa karşı başarıyla kullanıyorlardı. Bitki Amerika’ ya yerleşen ilk göçmenler tarafından da enfeksiyonlara karşı sık olarak kullanılmıştır.Bu özel tedavi biçimleri bilimsel araştırmalara konu oldu ve 1950’den beri yapılan araştırmalara göre, bitkide bakteri, mikrop ve virüslere karşı oldukça etkili olan maddelerbulundu. Bu maddelerin başlıcaları; echinacoside, poli-sakkaritler (polysaccharides), poli-asetilenler (polyacetylenes), gliko-proteinler (glycoproteins), kafeik asit türevleri (Cichoric Acid), tri-glikosid (triglycoside), betain, seskiterenler (sesguiterpenes), karyofilen (caryophylene) dir. Bitki bu maddelere ek olarak bakır ve demir mineralleri ile tanenler, protein, yağ asitleri ve A, C, E vitaminleri de içermektedir. Ayrıca bitkinin, etken maddelerinin sinerjik etkisi (birlikte oluşturdukları etki) sayesinde bedenin savunma sistemini (Bağışıklık sistemi) güçlendirerek enfeksiyon tedavilerinde yardım sağladığı da bulundu. Bitkinin tedavi alanındaki değeri öncelikle bu iki özelliğinden kaynaklanmakta olup; bu yüzden araştırmaların çoğu bitkinin bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi üzerine yoğunlaşmıştır. Bağışıklık sistemini uyaran en önemli maddeler ise; T-hücrelerinin ( T- Lenfositler) üretimini ve diğer doğal öldürücü hücrelerin etkinliğini arttıran poli-sakkaritler’ dir. Ayrıca, poli-sakkaritler’ in doku yenilenmesini hızlandırdığı ve iltihaplanmaları azalttığı da bilinmektedir. Yağda çözünebilen alkilamidler (alkylamides) ve bir kafeik asit glikosidi olan echinacoside maddesi de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar; Koni Çiçeği’ nin akyuvarların (Beyaz kan hücreleri – Lökosit) sayısını yükselttiği, onların enfeksiyon bölgesine hareketlerini (göçünü) hızlandırdığı ve böylece bakteri, virüs ve diğer yabancı mikro-organizmaların yok edilmesine yardımcı olduğunu göstermiştir. Aslında bu bitkiye en duyarlı hücreler; akyuvarlar, T-Lenfositler (Hücresel Antikor), doğal öldürücü hücreler (Natural killer cells) ve makrofajlar’ dır. Bilindiği gibi makrofajlar; vücudun atık toplayıcıları olup, vücuda giren mikro-organizmaların dokulara yayılmasını önler ve lenf sistemini korur. Doğal öldürücü hücreler ise bu adı kanserli veya virüs enfeksiyonlu hücreleri yok ettiği için almıştır. (Kronik yorgunluk sendromunda bu hücrelerin aktivitesi düşüktür.). Bu nedenle Koni Çiçeği, kronik yorgunluk sendromunda da fayda sağlayabilmektedir.

Ekinezya ( Echinacea purpurea )

Özellikleri : Ekinezya soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon, zayıf bağışıklık sistemi ve kanserden korunma gibi durumlarda dünyanın en önemli şifalı bitkilerinden olup; seyrek ormanlık arazilerde doğal olarak yetişen çok yıllık bir bitkidir.
Kızılderililer bitkinin kökünü ve yapraklarını yaraların tedavisinde,zehirli böcek ve yılan sokmasında,boğaz ve diş ağrılarında, enfeksiyon ve iltihaplanmalarda kabakulak çiçek hastalığı ve kızamığa karşı başarıyla kullanıyorlardı. Ekinezya Amerika’ya yerleşen ilk göçmenler tarafından da enfeksiyonlara karşı sık olarak kullanılmıştır. Bu özel tedavi biçimleri bilimsel araştırmalara konu oldu. 1950′den beri yapılan araştırmalar doğrultusunda, bitkide bakteri, mikrop ve virüslere karşı oldukça etkili olan maddeler bulundu. Bu maddeler; echinacoside, poli-sakkaritler (polysaccharides), poli-asetilenler (polyacetylenes), gliko-proteinler (glycoproteins), kafeik asit türevleri (Cichoric Acid), tri-glikosid (triglycoside), betain, seskiterenler (sesguiterpenes), karyofilen (caryophylene) dir. Ayrıca bakır ve demir mineralleri ile tanenler, protein, yağ asitleri ve A, C ve E vitamini içermektedir.

Faydalanılan Hastalıklar : Ekinezya’nın akyuvarların (Beyaz kan hücreleri – Lökosit) sayısını arttırmada etkili olduğu, ve bu durumla bağlantılı olarak lökositlerin enfeksiyon bölgesine hareketlerini hızlandırdığı ve dolayısıyla bakterilerin, virüs ve diğer yabancı mikro-organizmalarında yok edilmesini sağlamaya yardımcı olduğu tespit edilmiştir

Üst solunum yolları enfeksiyonlarının tedavisinde

Gargara olarak ağız yaralarını iyileştirmek amacıyla

Bakteri ve mantar enfeksiyonlarına karşı vucudun direncini arttırmada

Hastalığa neden olan mikro organizmaların vucutta çoğalmasını zorlaştırmada

Alerjik reaksiyonları önlenmesinde

Her türlü Böcek sokmaları, yara, sedef, akne (sivilce) ve egzema gibi cilt rahatsızlıklarında tedavisinde

Anti-inflamatuar etkisi ile ; artrit (mafsal iltihabı) ve lenfatik şişkinlik (Lenfödem) oluşumlarında

İnterferon üretimine de etkili olmaktadır. İnterferonlar günümüzde özellikle kanser tedavilerinde dikkatleri tekrar üzerine çeken, glilko-protein yapısında bir madde olmakla birlikte, virüsle karşılaşan her türlü canlı tarafından hazırlanabilmektedir.
Uygulanan kanser tedavilerinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve yaşam standardının yükseltilmesi için Ekinezya preparatları kullanılabilmektedir. Bu preparatları kemoterapi ile birlikte kullanmış olan kanser hastalarının tedavi süreleri daha kısa sürelerde tamamlanabilmekte ve hasta tedavi süresince, kendini daha güçlü hissedebilmektedir.

Kullanım Şekli ve Dozu : Ekinezyanın piyasaya sunulan suni tabletleri veya kendisinden hazırlanan çayının, günde 2-3 defa aç karnına 2-3 hafta süresince içilebilmektedir. Sonra en az 10 gün ara vermek koşulu ile tekrar tüketilmesi gerekir.
Yan Etkileri ve Uyarılar : Ekinezyanın bağışıklık baskılayıcı ilaçlarla etkileşime girebileceğinden BU BİTKİ İLAÇLARLA BİRLİKTE ALINMAMALIDIR Bitkinin hamile olanlara da önerilmemektedir. Ayrıca otoimmün hastaları, şeker hastaları, ankisiyete, eklem iltihapları,tiroit bezi hastaları, kalojen doku hastalığı (Lupus) olanları kullanmaması gerekmektedir.ekinezya